Suikast Sanığı, KPSS Sorusuna Yanıt Veremedi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişimine ilişkin davada savunmaları alınan sanıkların tutarsız ve birbirini yalanlayan ifadeleri öne çıktı.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in bir numaralı sanık olduğu davanın 20 Şubat'tan bu yana süren duruşmalarında, iki numaralı sanık eski Tuğgenerel Gökhan Şahin Sönmezateş, üç numaralı sanık eski Binbaşı Şükrü Seymen ile aralarında Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığının "üs imamı" olarak anılan eski astsubay Zekeriya Kuzu'nun da bulunduğu eski SAT, MAK, Özel Kuvvetler üyeleri ve helikopter pilotları savunmalarını yaptı.

İlk hafta 12, ikinci hafta 20 sanığın dinlendiği duruşmalarda, sanıkların çelişkili ve birbirini yalanlayan ifadeleri dikkati çekti.

FETÖ ile bağlantılarının olmadığını iddia eden sanıkların çoğu polis, savcılık ve sulh ceza mahkemesinde daha önce verdikleri ifadeleri reddetti. Reddetmeyenlerin de zaman zaman önceki ifadeleriyle bağdaşmayan ifadeler kullandığı gözlendi.

KUZU'NUN YALAN VE HAYAL ÜRÜNÜ BEYANLARI

Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığında örgütün "üs imamı" olarak anılan "Paşa" lakaplı eski başçavuş Zekeriya Kuzu, savunmasında hiçbir memurun ya da sivilin malzemesine dokunmadığını ve gasbetmediğini ileri sürdü.

Kuzu, savunmasında, "Toplanan sivillerin kimliklerini ve malzemelerini Abdülhamit bir çantaya doldurmuştu. Bu malzemeler de çantada kalmış. Kaçış esnasında bir kısmı bölgeye saçılırken bir kısmı da arazide çantada çıktı. Ben hiçbir polis memurunun parasını da cüzdanını da gasbetmedim. Onların polis olduğunu da bilmiyordum. Arazide Şükrü Binbaşı yanımıza geldi. Birkaç gruba ayrılacağımızı söyledi. Bunun için bazı ihtiyaçların olacağını söyledi ve para toplamak istedi ancak herkesin üzerinden çok para çıkmadı. Ben de 'Abdülhamit'in çantada topladığı malzemeler arasında para var' dedim. O da buna çok kızarak serzenişte bulundu ve bu paraları kimse almadı." dedi.

Sanıklardan eski Üsteğmen Enes Yılmaz ise bu konuya ilişkin, "Arazide ikinci gün Şükrü Seymen, herkesin üzerinde ne kadar parası olduğunu sordu. Bu sırada Zekeriya Kuzu'nun polislerin bir miktar parasını aldığını duydum. Bunun üzerine de Şükrü Seymen, Kuzu'ya kızarak görevinin bu olmadığını söyledi." ifadesini kullandı.

Kuzu, ayrıca savunmasında, daha önceki ifadelerinde belirttiği zaman ve şahısların yüzde 99'unun hayal ürünü olduğunu, üzerindeki baskı nedeniyle senaryo kurguladığını ileri sürdü.

ŞEHİT POLİSİN ÖLÜM RAPORU SAATI
MAK üyesi eski astsubay Abdulhamit Gülerden, savunmasında şehit polis Nedip Cengiz Eker'in hastane raporunda saat 00.43'te hayatını kaybettiği yazdığını, kendilerinin o saatte Çiğli'de bulunduklarını iddia ediyor. Gülerden'in bahsettiği raporda ise polisin şehit olduğu saat 00.43 değil, 03.43 olarak geçiyor.

"EMRİ BİZE ÖLÜ VERDİ" SAVUŞTURMASI
Çelişkili ifadeler veren sanıkların "Emri ondan aldık" dedikleri davanın iki numaralı ismi eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ise emirleri kendisiyle aynı rütbedeki Semih Terzi'den aldığını iddia etti.

Savunma yapamayacak durumdaki bir ölüyü hedef gösteren Sönmezateş, iki polis memurunun şehit olduğu gecede, görevinin Cumhurbaşkanını sağ salim almak ve Akıncı Üssü'ne götürmek olduğunu, öldürme ya da ateş etme emri vermediğini öne sürdü.

"ŞARJI OLMAYAN TELEFONLA" HAVADA GÖRÜŞME YAPMIŞ
"Benim darbe girişiminden bilgim yoktu, sosyal medyadan görmedim. Telefonum açıktı ama şarjı çok azdı fazla kullanmadım." savunması yapan eski pilot Yüzbaşı Ali Aktürk'ün, suikast girişiminin ardından telefonla konuştuğu hem kendisinin hem de diğer sanıkların ifadelerine yansıdı.

Aktürk, savunmasında yakıt ikmali yapamayınca Ünal Coşkun ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirtirken, Dalaman'daki boş bir araziye indikleri sırada birlik komutanı eski Tuğgeneral Ünsal Coşkun ile Aktürk'ün görüştüğünü sanıklardan helikopter pilotu eski Yarbay Davut Uçum da dile getirdi.

Uçum savunmasında, "Dalaman'a iniş yaptığımızda karşılayan olmadı. Kuleden 'teslim olun' şeklinde çağrı yapıldı, bunu duydum. Biz indik ve tekrar kalktık. Yakıt ikmali için Imsık'a gidemeyeceğimizi söyledim. Tekrar dönmeyi teklif ettim. Ali Aktürk burada telefon görüşmesi yaptı. Görüşmeler sırasında ben telefonda Ünsal Coşkun ismini gördüm. Daha sonra tekrar meydana indik." dedi.

HER GARİPLİĞİ NORMAL KARŞILAMIŞLAR
Sanıkların bir kısmı, operasyondaki silah ve personel sayısı, polislerle çatışma, el bombası atılması gibi sıra dışı uygulamaları sorgulamak yerine normal ve rutin bir durum gibi algıladıklarını öne sürdü.

"ARANIZDA HİZMET HAREKETİNDEN OLMAYAN VAR MI?"
Davanın kilit isimlerinden birisi olarak değerlendirilen ve saldırının ardından araziye çıkan darbeci askerlere, "Aranızda hizmet hareketinden olmayan var mı?" sorusunu yönelttiği iddia edilen eski Özel Kuvvetler Tim Komutanı Yüzbaşı İsmail Yiğit de duruşmada böyle bir cümle kullanmadığını savundu.

Bu iddiayı Zekeriya Kuzu'nun dile getirdiğini hatırlatan Yiğit, "Kuzu'nun daha önceki ifadelerinde suçladığı 55 kişinin 40'ı şu anda serbest durumda. Araziye çıktığımızda bazı kişilerde duyma kaybı olduğu söyleniyordu. Zekeriya Kuzu'ya işitme testi yapılmasını talep ediyorum." dedi.

Yiğit, Marmaris'e kendilerinden önce başka bir grubun giderek Cumhurbaşkanı'na suikast girişiminde bulunmuş ve 2 polisi şehit etmiş olabileceğini öne sürdü.

"BİZDEN ÖNCE BÖLGEYE GELEN BİRİLERİ VAR"
Bir başka "tuhaf" ifadeyi ise Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ekibinden eski astsubay Abdulhamit Gülerden dile getirdi. Gülerden duruşmada, "Mermi çekirdeği ya şehit polisin vücuduna öldükten sonra konuldu ya da öldükten sonra biri ateş etti. Bizden önce saat 00.30 sıralarında birkaç kez gelerek bölgeyi silahla tarayıp giden birileri var." iddiasında bulundu.

Eski MAK üyesi teğmen Muhammed Burak İpek, savunmasında, suikast iddiasını kabul etmeyerek, bölgeye adeta "davul zurna çalarak gittiklerini" ileri sürdü. İpek, "İnsanlar helikopterlerin sesini duydu. Bu zaten suikastın mantığına ters. Böyle suikast olmaz. Bu nedenle suikast iddiasını reddediyorum çünkü tamamen plansız bir şekilde icra edilen bir faaliyet ve hiçbir çalışma yapılmamıştı." dedi.

ARICIDAN KENDİLERİNİ İHBAR ETMESİNİ İSTEMİŞLER
Sanıklardan, eski Astsubay Yakup Özcan da duruşmadaki ifadesiyle salondakileri şaşırttı. Olaydan bir gün sonra yakalanan Özcan, barınağına girdikleri arıcıdan, kendilerini ihbar etmesini istediklerini öne sürdü.

Özcan, "Arıcı bizi gördü ve barınaktan çıkmazsak polise haber vereceğini söyledi. Biz de zaten teslim olmak istiyorduk. Polise haber vermesini istedik. 16 Temmuz'da jandarmaya teslim olduk. Daha sonra götürüldüğümüz karakolda polisler, 'Neye bulaştığınızın farkında mısınız?' diye sorunca, olayın boyutunun büyüklüğünü ve hedefin Cumhurbaşkanı olduğunu öğrendim." ifadelerini kullandı.

BİRİNCİ VE İKİNCİ PİLOT BİRBİRLERİNİ YALANLADI
Helikopter ikinci pilotu eski Üsteğmen Haydar Murat Özden, Marmaris'e personeli bıraktıktan sonra iniş yaptığı Bodrum Imsık Meydanı'nda televizyona bakınca ülkede neler yaşandığı konusunda bilgi sahibi olduğunu ileri sürdü.

Helikopterin birinci pilotu Zeki Göçmen, telefonunu kapattırdığı için ülkede olan bitenden haberdar olamadığını iddia eden Özden'in bu ifadesini söz alan birinci pilotu yalanladı. Göçmen, mahkeme heyetine, "Haydar'ın telefonu kapalı değildi. Gideceğimiz koordinatın telefonla fotoğrafını çekerek tablet bilgisayara aktardı." dedi.

Birinci pilot ile ikinci pilotun ters düştükleri başka bir konu ise Imsık Meydanı'na inen iki helikopterin bataryaları sökülerek hava araçlarının kullanılmaz hale getirilmesi oldu. Özden, bataryaları kendisinin söktüğünü iddia ederken, Göçmen bu işlemi başkasının yaptığını savundu.

Özel Kuvvetler üyesi eski yüzbaşı Mehmet Öztürk'ün de polis ve savcılık aşamasında söylediği, "Otele giriş yaptıkları sırada polislerce 'dur' ihtarı yapıldığı" ve "İsmail Yiğit'in el bombasını içeriye attığı düşüncesinde olduğu" ifadelerini mahkemede kabul etmediği kayıtlara geçti.

KPSS SORUSUNA CEVAP VEREMEDİ
Davanın sanıklarından eski Yüzbaşı Mustafa Serdar Özay, birinci derece yakınları arasında KPSS soruşturmasında tutuklu birinin bulunup bulunmadığı yönündeki soruyu yanıtsız bıraktı.

Özay'ın, "Benim ve hiçbir yakınımın bu yapıyla bir bağlantısı yoktur. Ağabeylerim bu yapının mağdurları arasındadır." sözleri üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın, sanığa, "Birinci derecede yakınlarınız arasında KPSS soruşturmasında tutuklanan var mı?" sorusunu yöneltti. Özay, bu soruya cevap vermek istemediğini dile getirdi.

YALAN SAVUNMAYA MAHKEME BAŞKANINDAN TEPKİ
Suikast için gittikleri iddia edilen darbeci askerleri almak için geri dönen ancak polisin yoğun ateşi sonucu bunu başaramayan sikorsky helikopterin birinci pilotu eski Albay Ali Aktürk'ün çelişkilerle dolu savunması ise Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ'un bile tepkisini çekti.

Ülkede olağanüstü saatler yaşanırken "şarjı az olduğu için" telefonuna bakmadığını ve sosyal medyayı takip etmediğini iddia eden Aktürk, olayların baş rolündeki bir meslek grubunun üyesi olmasına rağmen ailesinden kimsenin kendisini arayarak durumu hakkında bilgi almadığını ileri sürdü.

Sanığın bu sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, 15 Temmuz'da saat 21.30'dan itibaren olağan dışı şeyler olmaya başladığını ve herkesin bunu merak ettiğini hatırlatarak, "Köylü Mehmet ağanın bile durumdan haberi oluyor, duyuyor. Siz hiç mi merak etmediniz, bakmadınız. Eşiniz, kardeşiniz, oğlunuz, kızınız 'öldün mü, sağ mısın?' diye merak edip arayıp sormadı mı?" sorusunu yöneltti.

Aktürk, bu soruya, "Havadaydık telefonum cebimde değildi." yanıtını verdi.

Mahkemenin geride kalan iki haftasında savunma yapan SAT, MAK ve Özel Kuvvetlerin eski üyelerinin benzer ifadeler vermeleri dikkati çeken başka bir nokta oldu. Eski SAT ekibi başından sonuna kadar Marmaris görevindeki hedefi bilmediklerini iddia ederken, Özel Kuvvetler ekibi ise görevlerinin, "Cumhurbaşkanı'nı sağ salim teslim alarak güvenli bir yere götürmek" olduğunu öne sürdü.

DEPO ÖNÜNDEKİ SÖNMEZATEŞ'İN KONUŞMASI
Bazı sanıklar, eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in, Marmaris'e gitmeden önce depo önünde yaptığı konuşmada, "TSK yönetime el koydu, sıkı yönetim ilan edildi. Emirleri Genelkurmay Başkanından alıyoruz. Görevimiz Cumhurbaşkanını bulunduğu yerden alarak emniyetini sağlamak." dediğine ifadelerinde yer verirken, bazı sanıklar ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik bir operasyona gittiklerinden haberdar olmadıklarını, otelde Cumhurbaşkanı korumalarıyla karşılaşınca olayın farkına vardıklarını iddia etti.

Sanıkların, "görevlerinin Cumhurbaşkanını bulunduğu yerden alarak emniyetini sağlamak olduğunu" belirtmelerine rağmen, koruma polislerine hedef gözetmeksizin ateş etmeleri, otelin odalarına el bombaları atıp çatışmaya girmeleri ise asıl niyetlerini gözler önüne seriyor.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

'FETÖ KPSS sorularını projeksiyonla göstermiş'
Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) "mahrem imamları"na...

Haberi Oku